Üşümezsoy 7.4 Deprem İddiasını Çürüttü! İstanbul'daki Fay Hattının Stresi 1999'da Boşaldı Dedi!
Kamuoyunda hakim olan büyük İstanbul depremi algısı, Profesör Şener Üşümezsoy'un açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı. Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki stres birikiminin yanlış yorumlandığını belirten Üşümezsoy, 1999 depremiyle enerjinin büyük oranda boşaldığını savundu. Kumburgaz fayı üzerindeki riskin abartıldığını iddia eden uzman isim, olası sarsıntının 7 büyüklüğünü aşmayacağını ve bölgesel kalacağını belirtti.
12 Şubat 2026 Perşembe 10:51
Türkiye'nin önde gelen yer bilimcileri arasında süregelen İstanbul depremi tartışmasında saflar netleşiyor. Celal Şengör ve Naci Görür gibi isimlerin 7.2 ile 7.6 arasında değişen büyüklükte bir depremin her an olabileceği yönündeki uyarılarına karşılık, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy elindeki verilerle bu tezi çürüttüğünü iddia ediyor. Üşümezsoy'a göre Marmara Denizi'nin tabanındaki fay hatları, sanılanın aksine büyük bir kırılmaya gebe değil.
Adalar Fayı Ölü Bir Faydır
Üşümezsoy'un analizinin merkezinde Adalar fayı yer alıyor. Birçok uzmanın en büyük riski taşıdığını söylediği bu hattın aslında aktif olmadığını savunan Üşümezsoy, buradaki fayın ölü olduğunu ve stres biriktirmediğini ifade etti. 17 Ağustos depreminin enerjiyi doğuya değil, Yalova ve Çınarcık tarafına yüklediğini, bu hattın da enerjisini 1894 depreminde boşalttığını belirtti. Dolayısıyla Adalar açıklarında 7 büyüklüğünde bir deprem üretme potansiyeli bulunmadığı vurgulandı.
Kumburgaz'da Sadece 6.5'lik Risk Var
Marmara Denizi'ndeki bir diğer kritik nokta olan Kumburgaz çukuru için de ezber bozan açıklamalar yapıldı. Üşümezsoy, bu bölgedeki fayın yapısının ters fay karakterinde olduğunu ve üzerinde biriken stresin 7'lik bir deprem yaratmaya yetmeyeceğini öne sürdü. Yapılan hesaplamalara göre bu hattın kırılması durumunda ortaya çıkacak maksimum enerjinin 6.0 ile 6.5 büyüklüğünde bir sarsıntıya neden olacağı, bunun da yıkıcı bir felaket senaryosu yaratmayacağı kaydedildi.
1999 Depremi Marmara'yı Rahattı
Üşümezsoy'un teorisine göre, 1999 yılında yaşanan Gölcük depremi, Marmara Denizi'nin altındaki fay sistemini tetiklemek yerine rahatlattı. Kırılan fayın batıya doğru stres transferi yapmadığını, aksine güneydeki hatlara yük bindirdiğini belirten Üşümezsoy, bu hatların da 2026 yılı itibarıyla büyük bir deprem üretme kapasitesine sahip olmadığını savundu. Tekirdağ açıklarında ise gaz çıkışları nedeniyle fayın sürekli creep yani kayma yaparak enerjisini küçük sarsıntılarla boşalttığı bilgisi paylaşıldı.
Türkiye'nin önde gelen yer bilimcileri arasında süregelen İstanbul depremi tartışmasında saflar netleşiyor. Celal Şengör ve Naci Görür gibi isimlerin 7.2 ile 7.6 arasında değişen büyüklükte bir depremin her an olabileceği yönündeki uyarılarına karşılık, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy elindeki verilerle bu tezi çürüttüğünü iddia ediyor. Üşümezsoy'a göre Marmara Denizi'nin tabanındaki fay hatları, sanılanın aksine büyük bir kırılmaya gebe değil.
Adalar Fayı Ölü Bir Faydır
Üşümezsoy'un analizinin merkezinde Adalar fayı yer alıyor. Birçok uzmanın en büyük riski taşıdığını söylediği bu hattın aslında aktif olmadığını savunan Üşümezsoy, buradaki fayın ölü olduğunu ve stres biriktirmediğini ifade etti. 17 Ağustos depreminin enerjiyi doğuya değil, Yalova ve Çınarcık tarafına yüklediğini, bu hattın da enerjisini 1894 depreminde boşalttığını belirtti. Dolayısıyla Adalar açıklarında 7 büyüklüğünde bir deprem üretme potansiyeli bulunmadığı vurgulandı.
Kumburgaz'da Sadece 6.5'lik Risk Var
Marmara Denizi'ndeki bir diğer kritik nokta olan Kumburgaz çukuru için de ezber bozan açıklamalar yapıldı. Üşümezsoy, bu bölgedeki fayın yapısının ters fay karakterinde olduğunu ve üzerinde biriken stresin 7'lik bir deprem yaratmaya yetmeyeceğini öne sürdü. Yapılan hesaplamalara göre bu hattın kırılması durumunda ortaya çıkacak maksimum enerjinin 6.0 ile 6.5 büyüklüğünde bir sarsıntıya neden olacağı, bunun da yıkıcı bir felaket senaryosu yaratmayacağı kaydedildi.
1999 Depremi Marmara'yı Rahattı
Üşümezsoy'un teorisine göre, 1999 yılında yaşanan Gölcük depremi, Marmara Denizi'nin altındaki fay sistemini tetiklemek yerine rahatlattı. Kırılan fayın batıya doğru stres transferi yapmadığını, aksine güneydeki hatlara yük bindirdiğini belirten Üşümezsoy, bu hatların da 2026 yılı itibarıyla büyük bir deprem üretme kapasitesine sahip olmadığını savundu. Tekirdağ açıklarında ise gaz çıkışları nedeniyle fayın sürekli creep yani kayma yaparak enerjisini küçük sarsıntılarla boşalttığı bilgisi paylaşıldı.